BATIÇİM’de direnişe başlayan işçilerle konuştuk

Batı Anadolu Çimento fabrikasında, Çimse-İş’ten istifa ederek Cam Keramik-İş’e geçtikleri için işten atılan ve buna karşı direnişe başlayan işçilerle konuştuk. “Bu sadece bizim değil, içerideki arkadaşlarımızın da mücadelesi” diyen direnişçiler, fabrikadaki işçileri saldırıya karşı dik durmaya ve kenetlenmeye çağırdı.

İzmir Batı Anadolu Çimento (BATIÇİM) fabrikasında, işten atma saldırısına ve sendikal tercihlerine yönelik baskılara karşı, Cam Keramik-İş ile birlikte dün (10 Ağustos) fabrika önünde basın açıklaması yaparak direniş çadırı kuran işçilerle yaşadıkları süreç üzerine konuştuk.

- Bize işten çıkarılma nedeninizi ve bu saldırı öncesindeki süreci anlatır mısınız?

Gürkan adlı işçi: Çimse-İş Sendikası yıllardan beri BATIÇİM’de yetkisi devam eden bir sendika, “sarı sendika”, hiçbir zaman işçinin derdiyle dertlenmemiş bir sendika. Bu sendika bugüne kadar bizim hiçbir derdimize çare olmadı. Ben ve bütün arkadaşlarımız sendikanın bu tutumundan rahatsızdık. Biz iş yerindeki personel müdüründen şube başkanına kadar hepsine “Biz bu maaşlardan memnun değiliz” dedik. Ancak maaşlarımızı düzeltmeyi bir tarafa bırakın, bizim derdimizi dinleyecek bir muhatap bile olmadı. Biz bu sendikayı değiştirme safhasına geldiğimizi defalarca arkadaşlar arasında dile getirdik. Bu düşüncelerimizi de, başta personel müdür olmak üzere bütün yöneticilere söyledik. Onlar da “Sendika değiştirmek sizin anayasal hakkınız, biz size sendika değiştiremezsiniz diyemeyiz” dediler. Biz de bir gece içerisinde 150 arkadaşımızla DİSK’e bağlı Cam Keramik-İş Sendikası’na geçiş yaptık.

Patrondan “Maaşınızı, ikramiyenizi vermeyiz, işten atarız” tehdidi

Bizim bunu yapamayacağımızı düşünüyorlardı, çünkü bugüne kadar bu fabrikada hiç ayaklanma olmadı. ‘91 yılından beri fabrikada işçiler hep bastırılmış, “Yemeği beğenmiyorum” bile diyememiş. Onun için bu hareketi yapacağımıza kimse inanmıyordu. Ne zaman biz, hakkımız için sesimizi çıkardık, birlik olduk, o zaman inandılar ve bütün müdürler sahaya inmeye başladılar. Yönetim agresifleşmeye başladı. Bize “Maaşınızı vermeyiz, ikramiyenizi vermeyiz, işten atarız” gibi tehditlerle bizim birliğimizi bozmaya çalıştılar, bunda da başarılı oldular. Bizim birliğimizi bozdular, sendika değiştiren arkadaşlarımızı korkutarak sendikadan istifa ettirdiler. 150 kişi sendika değiştirmiştik ve 15 kişi kaldık. Cam Keramik-İş Sendikası’na üye olan 15 arkadaş olarak, doğru bildiğimiz yerde kalmaya devam edeceğimizi söyledik.

“Sizi Söke’ye gönderiyoruz” baskısı ve işten atma

Sözleşme dönemi yaklaşıyor. Biz arkadaşlarla “Sözleşmeyi Çimse-İş de yapabilir, DİSK, Çimse-İş hangi sendika olursa olsun fark etmez” dedik. Biz, “BATIÇİM işçileri olarak bir anket yapalım. Toplu sözleşme taslağımızı kendimiz hazırlayalım. Hangi sendika toplu sözleşme masasına oturacaksa, sendikanın önüne koyalım, ‘Bizim taslağımız bu, bununla masaya otur’ diyelim” dedik. Bütün arkadaşlara dağıttık. Çimse-İş’e üye olan arkadaşlara da verdik. 100’e yakın arkadaşımız bu anketi doldurdu. Bundan 3-5 gün sonra bizi personel müdürü çağırdık tek tek, ikişerli ikişerli bize “Söke’de de fabrika var. Sizi Söke’ye gönderiyoruz, siz tecrübelisiniz” yalanıyla bizi dağıtmayı planladılar. Ben “Bir düşüneyim” dediğimde de “Düşün 10 dakikan var” diyor. Benim çoluğum çocuğum var. Evim burada, çocuklar burada okuyor, benim 10 dakika içinde karar vermemi istiyor, dikta ediyor. Ben kabul etmedim, “Ben oraya gitmek istemiyorum” dedim. O zaman dediler, “tazminatını al çık.” Ben de, “Burada çalışmak istiyorum” dedim. “‘Kıdem tazminatımı, bütün haklarımı alıyorum’ diye kağıt imzala ve git” dediler. Ben de, “Çıkmak istemiyorum, ben çalışmak istiyorum; hem de burada çalışmak istiyorum, benim işe giriş yerim burası” dedim. Daha sonra bana “İşinin başına dön” dediler. Sonrasında benim iznim, haberim olmadan Söke’deki fabrikada sigorta girişimi yapmışlar. Söke’ye gitmedim diye de beni işten atıyorlar, kıdem ve ihbarsız bir şekilde!

“İşten atmalar devam edecek, o yüzden buradayız”

Ben bu fabrikaya 12 yılını vermiş bir işçiyim. Burada bir abim 26 yılını vermiş, bir abim 20 yılını vermiş, fabrikaya yıllarını vermiş abilerimiz var. Bu arkadaşlarımız da, aynı nedenle Söke’ye gitmedikleri için de işten çıkartıldılar ve şu an 10 kişiyi buldu. Bu çıkışlar daha da devam edecek. Biz o yüzden buradayız, biz işimizi geri istiyoruz. Bizim bu fabrikadan uzaklaştırılma sebebimiz sadece DİSK’e bağlı Cam Keramik-İş Sendikası’na geçmiş olmamız, başka da bir neden yok.

- Siz kaç yıldır bu fabrika çalışıyorsunuz bugüne kadar Çimse İş nasıl sözleşmeler imzaladı, bu sürece nasıl gelindi?

Osman Fidan adlı işçi: Ben 26 buçuk yıldır bu fabrikadayım. Şimdiye kadar, 2 yıllık sözleşmeler, bazı dönem 3 yıllık sözleşmeler yapılıyordu. Yapılan sözleşmeler hiçbir zaman işçiye sorulmadı, işçinin istekleri dikkate alınmadı. Son iki yıldır yanılmıyorsam yasa işçilere sendika seçme hakkı tanıdı. Biz de bu kanun çıktıktan sonra taleplerimizin karşılanması için bir araya gelip taleplerimizi dile getirmeye başladık. Bu arada da patrona, saat ücretimizin çok düşük olduğunu bunlarda iyileştirme yapılması gerektiğini söyledik. Patron, bize “Sendikanız var” dedi, bizi sendikaya gönderdi. Sendikaya gittik, sendika ise “Bir şey yapamayız, zammı verecek olan işverendir” diyerek bizi patrona gönderdi.

“Çimse-İş ve patron, bizi oyaladı”

Futbolda bir tabir vardır “ortada sıçan”; bizi bir oraya, bir buraya ortada oynattılar. Biz de, bu işin böyle gitmeyeceğini, farklı arayışlar içerisine gireceğimizi defalarca söyledik. Bu arada fabrikada kısımlar birleştirildi. Sorumluluğumuz birken iki oldu. Şöyle düşünün karşınızda kocaman bir masa var, masada dokuz tane ekran var, dokuz çalışan kısım var. O kısımların hepsini kontrol etmek zorundasınız. Sorumluluğumuz bir kat daha artmasına rağmen ücret anlamında bize vermiş oldukları zamma komik demek bile hafif kalır, 7 kuruş zam yaptılar saat ücretimize. Bu da göstermelik bir zamdı. En son farklı arayışlar içerisine gireceğimizi söylememize rağmen bizi dikkate almadılar. Yıllarca sindirilmiş, korkutulmuş konuşturulmamış işçilerin farklı bir girişim içine girebileceğine ihtimal vermediler.

“İşçiler olarak sözleşme taleplerimizi belirleyince işten çıkarıldık”

Biz farklı bir yola girdik. Sendika değiştirerek DİSK’e bağlı Cam Keramik-İş’e üye olduk. Fabrika içerisindeki sayımızı yarının üzerine çıkardığımız zaman da oldu. Yalnız fabrikada şu anda var olan eski sendika Çimse-İş ile beraber fabrika yönetimi; korkutmalarla, dayatmalarla tehditlerle, arkadaşlarımızın DİSK’ten tekrar eski sendikaya geçmesine sebep oldular. Yanımızda bizle beraber 70-80 kişi vardı. Biz onlara, “Bir süreliğine siz de eski sendikaya geçin” dedik. En azından 1 Eylül’de Çalışma Bakanlığı’na üye sayıları bildiriliyor, “O zamana kadar orda kalın toplu sözleşeme sürecini de bu şekilde değerlendirelim” diye düşündük.

Bu arada, yaklaşan toplu sözleşme dolayısıyla arkadaşlar arasında anket yapıldı. İşçilerin talepleri doğrultusunda 10-12 maddelik talep listesi hazırladık. Bunu duyan fabrika haksız bir şekilde işten çıkarmalara başladı. İşten çıkarırken herkesin önüne, kimse kabul etmediği halde, Söke’deki çimento fabrikasına göndermeyi koydu. Biz kabul etmedik, yazılı olarak da bunu bildirdik. Yasada da açık ve net bir şekilde söylüyor ki, “Böyle bir durumda işçinin rızası, bilgisi alınır.” Hiçbir arkadaşımız Söke’ye gitmeye rıza göstermedi. Bunun üzerine bazı arkadaşlarımızın çıkışlarının yapılacağını söylediler. Biz de defalarca, burada çalışmak istediğimizi söyledik. Bizim söylemlerimiz dikkate alınmadı; “Ya Söke’ye gidersiniz, ya da işten çıkarsınız” diyerek imza attırmak istediler. Biz hiçbir şeye imza atmadık.

Farklı tutumlar alan patronun işçileri dağıtma çabası

Buraya kadar yaşanan olaylar herkeste aynıydı ama buradan sonra herkeste çok farklılık göstermeye başladılar. Bizlere karşı davranışlarında değişmeler başladı, kimisinin tazminatını verip çıkardılar, kimisini oldubittiye getirip Söke’ye gönderdiler, daha doğrusu Söke’de sigorta girişini yapmışlar. Arkadaşlar da, Söke’de olmadıkları için 3 gün sonra tazminatlarını vermeden çıkışlarını verdiler. Bizler noterden ihbarname gönderdik, orada da Söke’ye gitmek istemediğimizi belirttik. Arkadaşlar burada kart basıp işe girerken güvenlikler içeri almadılar “Çıkışlarınız verildi” diye.

“Çimse-İş ve patron bizi dinlemedi bile; biz de hakkımızı kullandık”

Şimdiye kadar karşımızda, sorunlarımızı söyleyecek muhatap bile bulamadık. Kimse bizim sorunlarımızla ilgilenmedi, ne patron tarafından ne de sendika tarafından. Biz isterdik ki sorunlarımızı dinlesinler, sorunlarımıza eğilsinler, ellerinden geleni yapsınlar; ama sendika, üyelerinin kesinlikle hiçbir talebini dikkate almadı. Bizi farklı arayışlara iten, eski sendika ve fabrika yönetimidir. Kanunda işçinin sendika değiştirme hakkı olmasına rağmen -biz kanuni hakkımızı kullandık- bu bile iyi karşılanmadı. Sırf patronun her istediğini yerine getiren sendikanın fabrikada varlığının sona ermesi için yapmış olduğumuz bu çalışmayı, patron ve eski sendika hoş karşılamadığı için bütün bunlar oldu. Bizleri işten çıkarmak için bir kılıf aradılar, o da Söke’ye göndermek oldu. Orada yatırım yapılıyormuş, elemana ihtiyaç varmış. Oysa, Söke’nin kadrosunun buradan daha kalabalık ve sağlam olduğunu söyleyebilirim. Bizim burada insana ihtiyacımız varken buradan kalkıp Söke’ye işçi göndermek doğru bir şey değildi. Dediğim gibi bizi işten çıkarmak için, kendilerine göre bulmuş oldukları bir kılıftı bu. Tamamıyla kanunsuz iş yapıyorlar, bunu her fırsatta söyledik, söylemeye devam edeceğiz. Hiçbir işçi arkadaşımız işinden olmak istemiyordu. Biz şu an bile işimize dönmek istiyoruz ama kanunun bize vermiş olduğu hakkı bile kullanmamız bunların zoruna gitti, kabul etmediler.

“İçeride ve dışarıda kenetlenerek işten çıkarmaları durdurabiliriz”

Bundan sonra ne olacak bakalım bekleyip göreceğiz. Hakkımızı alana kadar bu çıkışlar son buluncaya kadar burada direneceğiz. Özellikle içerideki çalışan arkadaşlarımıza ve genel anlamda bütün işçi arkadaşlarımıza şunu söyleyeyim: Doğru bildikleri şeyin arkasında dursunlar, birlik beraberlik içerisinde olsunlar. Eğer, arkadaşlar fabrika içerisinde birlik ve beraberlik içerisinde olup kenetlenmiş olsalardı, bu şekilde işçi çıkarmaların önüne geçerlerdi.

İçeriden arkadaşlardan, yaptığımız şeyin doğru olduğuna dair duyumlar alıyoruz. Arkadaşlara şunu söylüyorum: Yarın öbür gün, aynı şey onların da başına gelebilir. Dik dursunlar, birlik ve beraberlik içerisinde olsunlar, bu haksız işten çıkarmaların önüne geçsinler. Bu çıkışların sonunun gelmeyeceğini biliyor bütün arkadaşlar. Bu işin içine girmiş herkesi parça parça çıkaracaklar. Eğer karşılarında sağlam, dirayetli, birlik olan dik duran işçileri görürse patron da geri adım atacaktır, buna inanıyoruz. Arkadaşların dik durmasını bekliyoruz, arkadaşların felsefeleri bu olsun; doğru bildikleri şeyin arkasında dursunlar, geri adım atmasınlar.

“Bu sadece bizim değil, içerideki arkadaşlarımızın da mücadelesi”

Sonuç ne olursa olsun, bir tek burası değil, başka yerde de iş bulabiliriz. Biz çalıştığımız yerden memnunduk, hak ettiğimiz ücreti alamadık, isteklerimizi defalarca söyledik. Tek derdimiz ekmek kavgasıydı, ekmeğimizin büyümesinden ziyade küçülen ekmeğimizin daha da küçülmemesi için bu mücadeleyi verdik. Bu aslında sadece bizim mücadelemiz değil, içerdeki arkadaşlarımızın da mücadelesi, onların da desteklerini bekliyoruz. Tek beklentimiz içeride birlik ve beraberlik içinde olup bize destek vermeleridir.

Kızıl Bayrak / İzmir