Mesleki Eğitim ve Mücadele Semineri sonuç bildirgesi

Meslek Liseliler Birliği, 6 Ağustos’ta gerçekleştirdiği Mesleki Eğitim ve Mücadele Semineri’nin sonuç bildirgesini yayınladı.

Mesleki eğitimin tarihsel gelişimini, Avrupa kapitalizminin bu alanda ulaştığı noktayı, Türk sermaye devletinin mesleki eğitim alanındaki hedeflerini, eğitimde strateji planını, sermayeyle eğitim kurumlarının imzaladığı mesleki eğitim protokollerini ve nihayetinde mesleki eğitim alanının taşıdığı mücadele dinamiklerini ortaya koyduğumuz, Sosyalist Ekim Devrimi’nin bütün bu tartışmalar ışığında güncel önemine işaret ettiğimiz bir seminer gerçekleştirdik.

Seminerimizde gündeme geldiği şekliyle şu sonuçlara ulaşılmıştır:

- Mesleki eğitim, Türk sermaye devletinin kuruluşundan itibaren önemsediği ve sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirdiği bir alandır. Türkiye’de ucuz genç iş gücü ve lojistik, uluslararası rekabette başat rol oynamaktadır. Son dönemde strateji planları ve sermaye grupları ile imzalanan protokollerden de anlaşılabileceği gibi sermaye devletinin mesleki eğitim alanlarına dönük adımları ucuz genç iş gücü imkanını kendi sınıfsal çıkarları adına en verimli hale getirmeyi amaçlamaktadır.

- Bu doğrultuda özellikle eğitimde strateji planında yer verilen Mesleki Eğitim Merkezleri (MEM) ve Mesleki Eğitim Kolejleri (MEK) sermayenin iş eğitimi adı altında ücretsiz iş gücüne ulaşabileceği alanlar olacaktır.

- Sermaye düzeni iş gücünün niteliğini daha geniş bir insan kitlesi üzerinden yükseltmeyi hedeflemektedir. Buradaki amacı insanları meslek sahibi yapmak, istihdam sağlamak değil tam tersine iş gücünün niteliğini yaygınlaştırarak niteliğin kendisini ucuzlatmaktır.

- Sermaye düzeni 300 OSB’de 300 MEK hedeflemekte, MEM’leri ise şimdiden yaygınlaştırmaya başlamaktadır. Staj sürelerinin arttırılması; 1 gün okul 4-5 gün iş, 2 yıl okul 2 yıl staj vs. çeşitli varyasyonlarla yeni eğitim düzenlemelerinin gündemindedir. Gelecek beş yılda, sermaye devletinin kendi bakanlarının ağzından ifade ettiği şekliyle mesleki eğitim alanındaki hedefi ise mevcut öğrencilerin %70’inin bu alanlarda öğrenim görmesini sağlamaktır. Liselerde eğitim gören 5 milyon 691 bin 71 öğrencinin 3 milyon 980 bin 466’sı, yani yüzde 70’i resmi okullarda kayıtlı. Devlet liselerine kayıtlı bu öğrencilerin %70’i ise 2 milyon 780 binin üzerinde öğrenci demektir. Sermaye devletinin hedefi önümüzdeki beş yılın sonunda mesleki eğitim alanlarına bu rakamın da üzerinde öğrenci kaydetmek, staj ve iş eğitimi adı altında sayıları milyonları bulan bu gençleri 14-15 yaşlarından başlayarak ücretsiz şekilde sermayenin hizmetine sunmaktır. Bu durumun kendisi yüz binlerce yetişkin iş gücünün çalışma hayatının dışına itilmesine zemin hazırlayacaktır. İstihdam bir yana mesleki eğitim alanında atılan adımlar işsizlik ordusunu daha da büyütecektir. Ve son yıllarda patronların sistematik çalışma politikası haline gelen kullan-at işçiliğin önü daha da açılacaktır.

- Yine sermaye devletinin planlamaları içerisinde yer alan tematik liseler ise sermayenin özel nitelikli iş gücünü sağlayabileceği eğitim alanları olarak düşünülüyor. Bu liseler özel yetenek sınavları ile öğrenci alacak ve sayıları diğer MEM ve MEK’lere göre daha az olacaktır. Bu liselerle hedeflenen bir bölümde uzmanlaşmış iş gücünü yaratmaktır. Bu hedefe uygun olarak tematik liselerde 1 bölüm ve en fazla 3 dal zorunluluğu var. Tematik liselerde öğrenci sayıları da daha az olarak planlanmaktadır.

- Seminerimizde “Sınıf mücadelesi ve mesleki eğitim” başlığı altında sermayenin eğitim alanıyla kurduğu ilişkiler irdelenmiştir. Her büyük sermaye grubunun anlaşmalı olduğu meslek liseleri, meslek yüksekokulları ve mühendislik fakülteleri olduğu vurgulanmıştır. Mesleki Eğitim Kolejleri adı altında sermayeye bizzat verilen okul açma yetkisi ile birlikte, bu alanların sınıf mücadelesi açısından öneminin arttığı vurgulanmıştır. Bu yönüyle, bir fabrikayı hedefleyen çalışma aynı zamanda onun protokol anlaşması kurduğu meslek lisesini, meslek yüksekokulunu da hedeflemelidir. Mesleki eğitim alanlarına dönük çalışma sınıf çalışmasının bütünlüğü, toplam mücadelenin bütünlüğü içinde düşünülmelidir. Mesleki eğitim alanları sadece gençlik çalışmasının alanı değildir. Bugün endüstri meslek liselerinde son sınıf öğrencileri üç gün fabrikada, atölyede staj yapmakta iki gün okula gitmektedir. Yani haftanın üç gününü sınıf zemininde, iki gününü gençlik zemininde geçirmektedir. Yeni açılacak olan MEM ve MEK’ler ile beraber direkt OSB’lerin içinde, fabrika binalarına ek olarak meslek liseleri açılacaktır. Staj ve “iş eğitimi” süreleri arttırılacaktır. Alanın kendisini bu bütünlüğü içinde değerlendirmek ve buna uygun politikalar geliştirmek gerekmektedir.

- Seminerimizde “Gençlik mücadelesi ve mesleki eğitim” başlığı altında mesleki eğitim alanlarının sınıf mücadelesi için kadro rezervi olduğu ama bunun yanında gençlik hareketine sınıfsal müdahalenin de imkanlarını barındırdığı ortaya konmuştur. Özellikle meslek yüksekokulları üzerinden üniversite gençlik hareketine politik müdahalenin imkanları üzerinde durulmuş, meslek lisesi ve meslek yüksekokulu gençliğinin, gençlik içinde işçi sınıfının gündemlerine, mücadele taleplerine en yakın gençlik kesimi olduğu belirtilmiştir. Gençlik içinde işçi sınıfının kızıl bayrağını dalgalandırma iddiasında olan bir gençlik örgütünün tutması gereken öncelikli mevzinin meslek yüksekokulları ve meslek liseleri olduğu vurgulanmıştır.

- 100. yılına girdiğimiz Sosyalist Ekim Devrimi’nin mesleki eğitim, nitelikli iş gücü; bilimsel, laik, nitelikli eğitim, istihdam gibi sorunlara nasıl çözümler getirdiği tartışılmıştır. Sermayenin değil bütün toplumun yararına bir eğitim sisteminin ancak sosyalist işçi-emekçi cumhuriyetinde kurulabileceği vurgulanmıştır.

Meslek Liseliler Birliği